Hastanızla Facebook Arkadaşı Olmak: Sosyal Medya Profesyonel Sınırları Kaldırıyor mu?

Cep telefonum o bildik "Bip Bip" sesiyle çınlıyor. Ekranda hastanede takip ettiğim adölesan bir lösemi hastasından gelen "Facebook Arkadaşlık Teklifi"... 

Pek çok doktor meslektaşım gibi ikilemdeyim. Sosyal Medya neredeyse 10 yıldır hayatımızın içinde, giderek insanların ilişkilerine yeni tanımlar getirerek, iletişimi ve birbirimizin "online" lanse ettiğimiz hayatlarımıza şahit olmayı arttırıyor, insanları her an ceplerinde taşıdıkları internet uygulamalarıyla ve buna bağımlılıklarıyla her saniye birbirine görünmez "wireless" ağlarla bağlıyor. 


Günümüzde toplumun sosyal medyada yer alma oranı son 9 yıldır giderek artmakta. Amerika'da 2005'ten günümüze dek sosyal medya hasebı olma oranı %8'den %72'ye çıkmış durumda. 2012'de Facebook kullanıcıları tüm dünyada 1 milyar kişinin üzerinde, Şu anda dünya nüfusunun 1/7'sinin hesabı olduğu tahmin ediliyor. Ayrıca her gün yüz milyon aktif Twitter kullanıcısı tarafından 65 milyon tweet atmosfere doğru saçılmakta, günde 2 milyar video youtube’da izlenmekte.

Günümüzde sadece bilgi paylaştığımız ve arkadaşlarımızın halini hatırını sorduğumuz bir zemin değil, Arap Baharı ve Gezi Olayları'nı düşünürsek aynı zamanda sosyal ve politik olayların örgütlendiği, zaman zaman TV veya radyodaki haber kanallarından daha çok habere ulaşıldığı bir bilgi akışı ve iletişim silsilesi aynı zamanda.

Sosyal medya sağlık personeline de bilgilerini toplumla ve meslektaşlarıyla paylaşma, sağlıklı davranışları özendirme, öğrencilere ulaşma, bilgi değişimi ve hatta kendi kariyerleri için tanıtıcı bir profil çizme imkanı sunuyor. Ancak doğru kullanıldığında! 4000 doktor üzerinde yapılan bir ankete göre, doktorların %90'ı sosyal medyayı kişisel sebeplerle kullanıyor, %65'i ise profesyonel amaçlarına hizmet amacıyla sosyal medyada yer alıyor. İkilem ise sağlıklarını düzeltebilmek adına ailemizden daha çok vakit ayırdığımız hastalarla aramızda olan empati ve onların bizlere duyduğu sempati duygusunun, yüzyüze iletişimin ardından online platforma taşınma talebiyle ortaya çıkıyor. Bu noktada yüzyüze baktığımız hastamızın gönlünü kırmamak adına belki de onu arkadaşlığa kabul ediyoruz, kibarca reddetiğimizde ertesi gün vizitte örneğin yedi sekiz yaşındaki çocuklar yüzünde küskün oyuncak ayı ifadesiyle size gönül koyuyor, bir kişiyi kabul etseniz tüm serviste yatan çocuk ve aileler "Tanıyor olabileceğiniz kişiler" kontenjanından yaz tatilinde deniz kenarında çektirdiğiniz fotoğraflarınızı "like" etmek üzere sıraya giriyor. Arkadaş olsanız, mesaj kutunuza ansızın yağmur gibi yağan kan sayımı sonuçlarıyla karşılaşmanız (ki sanırım whatsapp denilen aplikasyon sebebiyle cep telefonuzda her iki haftasonu sosyalleşme fotoğrafına karşılık üç laboratuvar sonucu, hasta dökünütüsü veya beyin MRı görüntüsü fotoğrafı bulunmakta) ihtimal dahilinde. Sonuç olarak doktor hasta ilişkisinin profesyonellik sınırlarını zorlayan veya silikleştiren bir duruma dönüşmesi an meselesi.

Bu konuda Amerika Medikal Derneği (AMA), Kanada Medikal Derneği (CMA), İngiltere Medikal Derneği (BMA) ve Avustralya Medikal Derneği tarafından yazılmış klavuzların dikkat çektiği noktalar şunlar:

Hasta Gizliliği: Doktorlar hastalarının gizliliğini sağlamakla yükümlüdürler. Hastalarının kimlik bilgilerini medikal geçmiş ve durumlarını içerecek paylaşımlarda bulunmamalıdırlar. Sosyal platform veya bilgi birikimi değiş tokuşu yapılan platformlarda olgu paylaşan hekimler hasta bilgilendirilmiş onamı alınması ilkelerine uymalıdır.

Gizlilik ve Kişisel Bilgiler: Sosyal medya kişinin profesyonel ve özel hayatı arasındaki çizgiyi bulanıklaştırmaktadır. Sosyal medya kanalıyla doktorlarının hayatına sınırlanmamış erişime ulaşan hastarla doktorlar arasındaki hasta-doktor ilişkisi zedelenebilir. Bu nedenle doktorlar sosyal medya hesaplarının gizlilik ayarlarını düzenlemelidir.

Facebook Arkadaşlık İstekleri: Hastalarla doktorlar arasında hasta mahremiyeti esastır. Çoğu doktor hastaları ile online profesyonellik dışı bir ilişkiye girmek istemediğini belirtse de bazı doktorlar kişi bazında hastaları sosyal medyaya kabul edip etmeme kararı verdiklerini belirtmişlerdir.Her 4 klavuz da hastaya kibarca aralarındaki hasta doktor ilişkisinin zedelenmemesi adına kendisini sosyal medya hesabına kabul edemeyeceğinin belirtilmesi önermektedir.

Tıp Eğitimi ve İşveren Kurum: Profesyonel-kişisel sınırların aşındırılması doktor ve işveren kurumu arasında da probleme yol açabilmektedir. 2009’da "The Lying Down Game - Yere Düz Yatma Oyunu" adlı katılımcıların bir yere dümdüz uzanarak fotoğraf çektirip facebooka yüklediği internet çılgınlığına katılan bir grup doktor ve hemşire hakkında soruşturma başlatılmıştır. İş başvurusu yapan kişinin değerlendirme sürecinde sosyal medya paylaşımlarının etkili olduğuna dair anektodal söylemler vardır. Adayların kariyerinin önünü açabilecek paylaşımları olabildiği kadar rüzgarı tam tersine estirecek paylaşımları da olabilmektedir. Bu nedenle tıp öğrencisi ve doktorların sosyal medya içeriklerini seçerken dikkatli olmaları gerekmektedir.

Karalama: Bir kişi veya bir kurum hakkında kötüleme ve zarar verme amaçlı negatif ve haksız söylemde bulunma eylemidir. Doktorlar ve tıp öğrencileri bu tür davranışlardan kaçınmalıdır.Tüm bunlar doktorlar için sosyal medya kullanımı sırasında uygulanması gereken etik ilkelerdir.

Ancak bazen de olayın iyi yanı vardır.Örneğin hastalar için kurulan destek grupları sosyal platformlarda çok daha kolay örgütlenebilmekte, etkinlik duyuruları hızla yayılabilmekte ve hatta kan grubu nadir bir hastaya bağışçı bulmak için anons yapmaktan daha hızlı kan istemi duyurulabilmektedir. 

Bir tarafta klavuzlar ve profesyonelliğiniz, bir tarafta hastanızı kırmayan kalbiniz, hayır demesini bilmeyen gelenekselliğiniz...Buyrun buradan yakın..Hastanızdan arkadaşlık teklifi geldi. Ekleyelim mi eklemeyelim mi?

Doçent Doktor Fatma Burcu Belen APAK
Çocuk Hematoloğu