Dostlar Alışverişte Görsün / Bir Hemostaz Masalı

Küçük trombosit alışverişe çıkmış damar içinde endotel mağazalarına bakına bakına salına salına ilerlemekteydi. Tüm endotel mağazaları pırıl pırıl camekan yüzeyleriyle ışıldamaktaydı. Bir de baktı ki birisinin kapısı açık (Damar duvarında hasar). İçeride uzun süredir beklediği "%50 indirim" yazısı onu içeri doğru çekmekteydi (Ekspoze von willebrand). Işığa kosan kelebekler gibi bilinçdışı bir halde içeri çekilirken sağa sola saçılmış renk renk t-shirtlerden gözünü alamıyordu (subendotelyal kollajen). T-shirtün birine çılgın gibi yapıştı elleriyle (Gp1b-9 Reseptörü). İçinden bir şeyler kopmuş (Trombosit granülleri) benliğini alışveriş çılgınlığı sarmıştı (Aktive trombosit).

Onu gören diğer trombositler de akın akın mağazaya geliyorlar, hepsi de çıldırmıs gibi t-shirtleri diger elleriyle (Gp2b-3a) çekiştiriyorlardı (Hafif tıkaç). Hatta iki trombosit teyzenin o hengamede bir torbayı (Fibrinojen) birer ucundan tutup neredeyse camekanlı vitrine doğru yuvarlandıkları görüldü. 

Trombosit teyzeler; t-shirtleri çekiştirir ve ortamı kalabalıklaştırırken ceplerinden kağıt paraları (Trombin) ortalığa dökülüyor, paralar yerde biriktikçe çil çil bozuk paralara dönüşüyor, yerde yığıldıkça yığılıyordu (Fibrin). 

Bir süre sonra ortalık çığrından çıkmış; paralar teyzeler ve t-shirtler camekanlı vitrin üzerinde hep beraber bir ağ oluşturmuştu sanki (Sağlam tıkaç). Bir süre sonra ortalık öylesine çığrından çıktı ki mağaza müdürü Faktör VII Fadıl artık dayanamadı (Faktör VIIa); guvenlik şefi Doku Faktörü Doruk'u çağırdı. İkisi bir olmuş kah bağırarak kah yerdeki paraları (Fibrin) fırlatarak ve trombosit teyzelerin sırtlarıyla itiş kakış içinde (Fosfolipid yüzey) diğer güvenlik görevlilerini çağırdılar (Faktör VIII,IX,X,XI,V ). Görevliler safları iyice sıklaştırdılar, böylece mağazanın giriş kapısında trombosit teyzeler, renk renk t-shirtler, yerlerde paralar, güvenlik görevlileri bir yumak olmuş, içeri girmek de çıkmak da imkansızlaşmıştı. Bu olay böyle sürseydi kesin bir facia olacaktı (DİK), önce mağaza kapısı tıkanacak (Mikrovaskuler alanda tromboz), içerdeki herkes soluksuz kalacak (Doku hipoksisi) ve en sonunda vitrin patlayarak her yer cam içinde kalacaktı (kanama).

Allahtan bu ikili delilik sona erdi ve mağazanın emektar temizlik personeli Plazmin Polat (Plazmin) yerdeki paraları ortadan kaldırmaya başlayarak olaya el koydu. Parçalanan paraları (Fibrin yıkım ürünleri) kah pembe çöp tenekesine atıyor (Euzinofil), arta kalan varsa onları da demir eksikliğinin pençesinde kıvranan mağazanın köpeği Fajita (Makrofaj) kemirip mideye indiriyordu (alakası yok ama Pika). 

Yavaş yavaş hem teyzeler sakinleşti, hem de personel yerdeki t-shirtleri toplayıp ortalığı toparladı. Bu arada mağazanın açık kapısı da çoktan tamir edilmiş, teyzeler evlerine dagılmıştı (Hemostaz). Akşam olmuş güneş batmış, bir alışveriş günü de kazasız belasız sona ermişti (Homeostaz). 

Küçük trombosit sakinleşen mağazadan çıktı, bu ekonomik kriz ortamında fazla da alısverişe gerek yoktu doğrusu. Kızıl bir nehir gibi akan damarın içinde güneşi batıran Red-Kit gibi ıslık çalarak yitti gitti.


Doçent Doktor Fatma Burcu Belen APAK
Çocuk Hematoloğu