Sağlık ve Sanat: İyileşme sürecinde sanatın rolü...


Genel anlamıyla sanatın insan sağlığı üzerine iyileştirici etkisi olduğu bir gerçek. Antik çağlardan bu yana müzik,resim, tiyatro gibi sanat dalları sadece ruh sağlığı bozuk olan hastaların iyileştirilmesinde değil, normal inanların genel iyilik halini sağlamada da kullanılmıştır. Psikiyatrik hastalar üzerinde sanatı kullanan psikoterapi genellikle iyi sonuçlar vermiş, davranış bozukluklarının kimi zaman resimle, kimi zaman tiyatro yoluyla düzeltilmesi insanların hep gündeminde olmuştur. Bunlara en önemli örneklerde biri Bergama’daki Asklepion.
Asklepion o dönemde önemli bir ruhsal tedavi merkeziydi. Asklepios Kutsal Alanı, galerili avlusu, 3500 kişilik tiyatro yapısı, İmparator Hadrianus’a ait kült salonu, kütüphanesi, yuvarlak planlı Asklepios Tapınağı ile Roma Döneminde oldukça önemli bir sağlık merkeziydi.Sağlık tanrısı Asklepios adına MÖ 4. yüzyılın ortalarında kentin oldukça dışında Geyikli Dağı’nın yamaçlarında, kuytu bir vadi içerisinde, şifa verdiğine inanılan su kaynaklarının bulunduğu düzlükte kurulmuş. Radyoaktif özellikleri günümüzde keşfedilmiş şifalı suları yüzyıllardır insanlar tarafından sağlık amaçlı kullanılmış. Eskiçağ’da Epidaurus (Antik Yunanistan’da, Saronic Körfezi’ndeki Argolid Yarımadası’nda yer alan küçük bir şehir) ve Gökova Körfezimin ağzındaki Kos Adası’ndaki örneklerine eşdeğer önemde bir tedavi merkeziydi. Askplepios’ta hekimler hem tedavi uyguluyor,hem de öğrenci yetiştiriyorlardı. Burada bulunan onbin kişilik amfitiyatro da yine hastalar için yapılmıştır. Kuruluş efsanesine göre, saygın bir kişi ve aynı zamanda Pergamon‘un ilk Prytan’ı olan Arkhias, Yunanistan’da avlandığı sırada ayağından yaralanır. Tedavisi Yunanistan’ın en ünlü Epidauros Asklepeion’unda yapılır. Tedavi sonucu iyileşen Arkhias, sağlık tanrısına şükranlarını sunmak için Epidauros Asklepios kültünün Bergama’da da kurulmasını sağlar.Bergama’daki Asklepion aynı zamanda dönemin ünlü hekimlerinin yetiştiği bir tıp okulu ve dünyanın ilk psikiyatri hastanesi olarak da tarihe geçmiş. Satyr ve Galen gibi zamanın en ünlü hekimleri burada yaşamıştır. Antik Çağ’ın Hipokrat’tan sonra en büyük hekimi kabul edilen Bergamalı Galenos, o dönemlerin en önemli hekimlerini bir araya toplayan sağlık yurdunda (Asklepion) tıp eğitimi görmüş ve Hipokrat’ın koyduğu hekimlik kurallarına, bugün bilinen şeklini veren de Galenos olmuştur. Asklepionda hekimler müzik, çamur banyoları, meditasyon, telkin, masaj, aromaterapi gibi yöntemlerle tedavi uyguluyorlardı, bu şekilde müzikle tedavi antik çağda yerini buluyordu.

Resim: Bergama Asklepion’daki sütunda tıbbın sembolü yılan figürü
İkinci Bayezit’ın Edirne’de yaptırdığı Külliye de Osmanlı Döneminde müzikle sanatla iyileştirme yöntemlerinin kullanılmasına bir örnek. Burası çok amaçlı bir şifa merkezi, bir hastaneydi. Bu hastanenin en büyük özelliği tedavide dönemin hekimlik bilgilerinin yanında musiki, su sesi ve güzel kokuların kullanılmış olmasıdır. Bu hastanenin en büyük özelliği, on kişiden oluşan bir hanende ve sazende topluluğunun haftanın üç günü müzik sahnesinde yerlerini alması ve her hastalığa özgü makamda çalıp söylemesiydi. Nöbet ve inme için Rast, sinirli kişilere Irak, baş ağrısı için Rehavi, kalp hastalıkları için Zengule, zihni açıp zekâyı arttırmak için ise İsfahan makamı çalınırdı.Evliya Çelebi ‘Burada hastalara deva,dertlilere şifa,divanelerin ruhuna gıda ve def’i sevda’ olmak üzere pek çok derde çare bulunduğunu yazmıştır.


Günümüzde de sanatsal faaliyetlerin sağlık üzerine etkisi ile ilgili pek çok çalışma bulunmaktadır. Müzik bu faaliyetler içinde en çok çalışılandır. Müziğin anksiyeteyi azaltıcı, toplu halde şarkı söylemenin aktivite sonrası immunglobulin sentezini arttırdığı, oksitosin salgılatarak kortizolün stres etkisini azaltıcı etkileri gösterilmiştir (Rockwood-Lane M et al. Holist Nurs Pract 2005;19(3):122-125).Müziğin araştırıldığı en sık alan ise kronik kanser ağrısı.Literatürde kanser hastalarında müzik terapisinin yararlı etkileri ile ilgili 5 etkiden bahsedilmiş: Hastaların hastalıklarının ve hayatlarının kontrolünü alma yetileri, ağrılarında azalma,fiziksel ve psikolojik şikayetlerde azalma gösterilmiş (Burns SJ et al, Altern Ther Health Med 2001;7(1):48-57), Guzetta ve arkadaşları koroner yoğun bakımda yaptıkları bir çalışmada, müziğin stresi azaltmada etkili olduğunu bulmuşlar, stres apikal kalp atım sayısı,periferik vücut sıcaklığı,kardiyak komplikasyonlar ile değerlendirilmiş. Müzk terapisi grubunda, apikal kalp atım sayıları ve komplikasyon oranı düşük, periferik vücut sıcaklığı daha yüksek bulunmuş (Guzetta CE. Heart Kung 1989;18(6):609-616).
Görsel sanatlarla yapılan çalışmalarda ise hastalık ile ilgili veya başka konularda çizimle kendini ifade etmenin, hastaların hastalığı algılama ve onunla baş etme süreçlerinde yardımcı olabildiği gösterilmiş. Meme kanserli olgularda yapılan randomize kontrollü  bir çalışmada sanatla resimle ilgilenen olguların ağrı ve şikayetlerinde önemli oranda azalma olduğu gösterilmiş (Puig A et al,Arts Psychother 2006;33(3):218-28). Hemodiyaliz olgularında yapılan ve 6 ay süren bir girişimsel çalışmada, bir grup hastaya diyaliz sırasında sanatçılar tarafından hastalara resim, el işi, müzik aleti çalma ve şiir gibi dallarda eşlik edilmiş ve aktiviteler yaptırılmış. Olguların 6 ay sonunda depresyon ölçeklerinde iyileşme olmasının yanısıra, kilo alımlarında ve albümin düzeylerinde de anlamlı artış saptanmış (Beck At et al. Beck Anxiety Inventory. San Antonio, TX:Harcourt Brace;1993).
Sonuç olarak sanat hem ruhun hem bedenin gıdası. Hem hastalarımıza hem de doktorlara iyi geliyor gibi görünüyor.

Sanat ve sağlık dolu günler diliyorum.

Doçent Doktor Fatma Burcu Belen APAK / Çocuk Hematoloğu