Gerekeni yaptınız mı, yaptınız mı gerekeni?


Bir çocuk ölünce
Boğmacadan
Ya da kızamıktan
Gökte bulut olunca
Yağmur olup
Düşünce yere
Can vermek için
Çiçeklere
Sorar vurur da camlara
Takır takır
"GEREKENİ YAPTINIZ MI?
YAPTINIZ MI GEREKENİ"?

Prof.Dr.Çağatay Güler

Çağatay Güler hocamızın şiirini çok düşünüyorum bu aralar, gerekeni yaptınız mı? Aşı karşıtlığı akımı arttıkça ebeveynler gerekeni yapmıyor, ne kendi çocukları ne de toplumdaki diğer çocuk ve erişkin bireyler adına, ve yıllardır görmediğimiz hastalıklar tarih sahnesinden fırlayıp yeniden karşımıza geliyor. Kulaktan dolma bilgiler, internette gezinirken insanların karşısına çıkan asparagas haberler ve hatta araştırmacı yazarların çok satan kitapları ‘aşı’ların bir yalan olduğunu savunuyor, toplumu korumasız bırakıyor. Oysa aşıların keşfi ile bakın ne kazanımlar gerçekleşti.
1966 yılında 50’den fazla ülkede yaklaşık 15 milyon çiçek hastası bulunmaktaydı ve hastalıktan ölen kişi sayısı yılda 1,5 milyon- 2 milyon arasında değişmekteydi. Boston’da son görülen salgında 1596 vaka bildirilmiş ve 270 ölüm görülmüştür. 1966 yılında Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından başlatılan çiçek hastalığına karşı aşı kampanyası neticesinde, 8 Mayıs 1980 tarihinde çiçek hastalığının eradike edildiği ilan edildi ve dünya üzerinde yeni vaka bildirimi olmadı. UNICEF’in ilk olarak 1996 yılında yayınladığı hesaplamaya göre, eğer çiçek aşısı bulunmasaydı, o tarihe kadar dünyada yaklaşık 5 milyon kişi bu hastalıktan hayatını kaybedecekti. Pek çok hastalık için aşılar tam bir dönüm noktası oldu. 1988 yılında DSÖ tarafından başlatılan eradikasyon programı ile dünyada ve ülkemizde aşılama faaliyetlerine hız verildi. Ülkemizde son vaka, 26 Kasım 1998’de görüldü ve Türkiye’nin de içinde bulunduğu Avrupa Bölgesinde polionun eradike edildiği ilan edildi. Bu süreç, DSÖ tarafından 21 Haziran 2002’de Türkiye’ye verilen, “Polio’dan Arındırılmış Bölge” sertifikası ile belgelendirildi. Ancak tehlike bitmiş değil, bunu Türk Tabipler Birliği ‘Türkiye’de Bağışıklama Hizmetlerinin Durumu 2019 Raporu’ndan aldığımız bilgilere dayanarak söyleyebiliriz. Rapora göre 1999 yılında son Polio olgusunun görüldüğü Suriye’de, 2011 yılında başlayan çatışmalarla beraber aşılama oranları düşmüş ve 2013 yılında 35 Polio vakası görülmüş olup, göç etkisiyle vahşi Tip 1 polio virüsünün yayılma riski söz konusudur. Bu nedenle Türkiye’nin sınır komşularındaki polio virüsü açısından riskli ülkeler ve düzensiz göç alışı nedeniyle bağışıklama kapsayıcılığını yüksek tutması gerekiyor.

Peki ya kızamık?



Kızamık eliminasyon çalışmaları ile 2007-2010 yılları arasında olgu sayısı 10 iken, 2011 yılından sonra vaka sayılarında ciddi artışlar gerçekleşti. DSÖ Avrupa Bölgesel bildirimine göre 2018 yılında Türkiye’de 2094 şüpheli ve 303 kesin kızamık vakası görülmüştür. Bu olguların %72’sinin 10 yaş altında olduğu, %48’inin KKK1 aşısız olduğu, %42’si KKK2 aşısız olduğu saptanmıştır. Bu olgulardaki artış nedeniyle Sağlık Bakanlığı yakın zamanda 1.yaş KKK aşısına ek olarak 9.ayda bebeklere ek doz Kızamık aşısı uygulaması başlatmıştır. DSÖ Küresel Kızamık ve Kızamıkçık 2019-2020 Eylem Planı’nda 5 hedef belirlemiştir:
  • İki doz Kızamık ve Kızamıkçık içeren aşıyla yüksek aşılama kapsamı sağlayarak toplum bağışıklığını sağlamak ve sürdürmek
  • İlerleme sağlamak amacıyla etkili sürveyans ve değerlendirme programları kullanarak hastalığı izlemek
  • Salgın hazırlık, erken yanıt ve olgu yönetimini geliştirmek ve sürdürmek
  • Bağışıklama ile ilgili toplumun güvenini kazanmak, talep oluşturmak ve iletişim halinde olmak
  • Maliyet etkin uygulamaları desteklemek, aşılama ve tanı araçlarını iyileştirmek için gerekli araştırma ve geliştirmeyi gerçekleştirmek
ABD’de yapılan bir çalışmada, ebeveynlerin %34’ünde aşının bağışıklığı zayıflattığı düşüncesinin olduğu, %23’ünün çok fazla aşı olduklarını düşündükleri saptanmıştır. Ülkemizde ise aşıların içerdiği maddelerle ilişkili endişeler, dini (domuz jelatini içerdiğini düşünmek)kökenli endişeler, otizmi arttırdığına yönelik endişeler en büyük aşı reddi nedenleridir. Bir yanda da aşılama programı tamamen mahvolmuş olan binlerce aşısız Suriyeli çocuk mülteci Sağlık Bakanlığı Aşılama Programına dahil olmadığından)her ne kadar doktora başvurduğu anda programa dahil edilmeye çalışılsa da bu göç yakın zamanda kontrol altına almış olduğumuz aşıyla kontrol edilebilir hastalıkların yeniden görülmesine neden olabilir.

Aşı karşıtlığı ve yetersiz aşılanma bir toplum sağlığı sorunudur, aşılama ve çocuklarımızı aşılatma ise toplumsal bir sorumluluktur. DSÖ’nün genişletilmiş bağışıklama programı hedefine uzaklık 2008’de %9.5 iken 2013’te %15.9’a yükselmiştir. Bebeklerimizin aşı ile önlenebilir bulaşıcı hastalıklara karşı direnci %8 daha az sağlanmıştır, tam aşılı olmaya çocuk sayısı 88270 kişi artmıştır. Bu konuda ailelerin karasızlığını gidermek, aşı ile önleneilir hastalıkların yeniden ortaya çıkmasına dur demek tıbbi olarak ve bu toplumun bir bireyi olarak hepimizin görevidir. Çocuklar camlara vurup sormasın diye, gerekeni yaptınız mı, yaptınız mı gerekeni?

Doçent Doktor Fatma Burcu Belen APAK / Çocuk Hematoloğu